Ansiklopedi Yazıları

SARAÇHANEBAŞI MİTİNGİ

İstanbul’da 31 Aralık 196l’de gerçekleştirilen ve o zamana kadar Türkiye’de düzenlenen en büyük işçi toplantısı olan miting.

27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinden sonra referanduma sunularak 9 Temmuz 1961’de yürürlüğe giren 1961 Anayasası’nın hazırlanması sırasında, işçi hakları da tartışılmıştı. 1961 Anayasası’nda işçilere toplu sözleşme, grev ve sendika hakkı tanındı, ancak bu hakların ayrıntıları ayrı yasalarla düzenlenecekti. Bu yasalar ise TBMM’den bir türlü çıkmıyordu.

1961 Anayasası ile getirilen sendika ve grev haklan 1936 tarihli İş Kanunu ile çelişkili bir ortam yaratıyordu. 1961 yılı, işçilerin TBMM’den düzenleyici yasaları bekledikleri bir yıl oldu. 1961’in ilk aylarından itibaren özellikle İstanbul işçileri, hem hazırlanmakta olan anayasanın ilgili maddelerini, hem de çıkacak yasalardaki işçi haklarını genişletebilmek için çeşitli eylemlere giriştiler. Yılın işçi haklarına ilişkin ilk önemli eylemi 31 Ocak günü İstanbul’da gerçekleşti. 29 Ocak 1961’de ücret artışı talebinde bulunan işçilerden 10’unun tutuklanması üzerine, 31 Ocak 1961’de İstanbul’ da tüm Türkiye’den gelen işçilerle kalabalık bir miting yapıldı. Toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının yasalaşması istendi.

Bu mitingi Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yapılan işçi eylemlerini, 25 Kasım 1961′ de İzmir’de 10.000 işçinin, 17 Aralık 1961′ de Eskişehir’de 5.000 işçinin sessiz yürüyüşü izledi. Bu yürüyüşlerde genelde “hak verilmez, alınır” teması işlendi. İşçiler anayasal haklarının yasalarla düzenlenmesini isterken, sendika yöneticilerini de gerekeni yapmamakla suçluyorlardı.

Bu arada, 13 Şubat 1961’de bazı sendikacılar bir araya gelerek Türkiye İşçi Partisi’ni (TİP) kurmuşlardı. Bu harekette yer almayan bir kısım Türk-İş yöneticisi ise “Çalışanlar Partisi” ya da “Sosyal Güvenlik Partisi” adı altında bir siyasi parti kurma çabası içindeydiler. Böyle bir ortamda, işçiler büyük bir miting ile istemlerini duyurmak, ilgili yasaların bir an önce çıkarılması konusundaki kararlılıklarını dile getirmek istiyorlardı.

Saraçhanebaşı Mitingi’nden bir görünüm.
Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi

Sonunda İstanbul İşçi Sendikaları Birliği (İİSB) ve Türk-İş, işçilerin baskısıyla, İstanbul’da Taksim Meydanı’nda bir miting düzenlemek için başvurdular. Zamanın İstanbul valisi Korgeneral Refik Tulga işçilerin arasına kışkırtmacı bazı kişilerin katılabileceği, Altı-Yedi Eylül Olayları’na dönüşebileceği, henüz işçi hareketinin olgun olmadığı gibi gerekçelerle Taksim’de miting yapılmasına izin vermedi.

Ancak işçilerin talebi kamuoyunda yankı uyandırmıştı. Sonunda Taksim’de değil, yeni Belediye Sarayı önündeki Saraçhanebaşı Meydanı’nda miting yapma izni verildi. Kimi gözlemcilere göre İstanbul ve çevre illerle Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelen 100.000, kimilerine göre 150.000 işçi mitinge katıldı. Bütün Türkiye’de sigortalı işçi sayısının 620.000 dolayında olduğu bir dönemde, işsizlikten, düşük ücretlerden ve sosyal hakların olmayışından yakınan 100.000 dolayında işçinin İstanbul’da yaptıkları miting önemliydi.

“Yorgan istedik, mendil verdiler”, “Vaat değil, hak istiyoruz”, “Bizim de sözümüz var”, “Grevsiz sendika, silahsız askere benzer”, “Hak verilmez, alınır” sloganları ve pankartlarıyla, taşıdıkları büyük boy resimlerle, işçiler Türkiye’nin bu ölçüde ve kararlılıktaki ilk işçi mitingini gerçekleştirdiler. İşçiler altı koldan yürüyerek Saraçhanebaşı’na geldiler. Yalnız Beşiktaş kolunda 30.000 işçi bulunuyordu. Millet Caddesi kanalıyla Edirnekapı’dan gelen işçilerin başında sakal grevi yapmakta olan demiryolu işçileri vardı.

Miting Gıda-İş Sendikası kurucularından, yaşlı işçi lideri ve sendikacı Üzeyir Kuran’ın (Üzeyir Baba) açış konuşması ile başladı. Ardından İİSB Başkanı Avni Era-kalın, Maden-îş Sendikası Genel Başkanı Kemal Türkler, Müskirat İşçileri Sendikası Başkanı İbrahim Denizcier, İstanbul Gazeteciler Sendikası Başkam Hasan Yıl-mazer, Petrol-îş Başkam Ziya Hepbir, Teksif Başkanı Bahir Ersoy, Türk-İş Başkanı Seyfi Demirsoy konuştular.

Miting boyunca “Hükümete inanıyoruz” sözleri mitinge katılan işçi kitlesinden destek bulmazken, “grev” sözcüğü çok alkışlandı. Bir sendika yöneticisinin “Sendika özgürlüğü derhal tanınsın, toplusözleşme ve grev hakları yaşama geçirilsin, tanınmayan işçi hakları nedeniyle yapılacak işçi eylemlerinin sorumluluğu işçilere ait değildir” biçimindeki önerisi büyük alkışlarla karşılandı.

Miting öncesinde, İstanbul’da halkta işçi korkusu yaratılmasının ve politik tansiyonun yapay biçimde yükseltilmesinin anlamsızlığı ortaya çıktı. Bir gazetede 1962’nin ilk gününün manşeti “Türk işçisi olgunluk sınavını başarı ile verdi ve endişeleri haksız çıkardı” şeklindeydi. Saraçhanebaşı Mitingi, işçilerin İstanbul’da gerçekleştirdikleri ilk ve en büyük mitingdi. Bu alandaki deneyimsizliğin, teknik anlamda yetersizliğin sonuçları, taleplerdeki muğlaklık mitingde fazlasıyla görüldü. Yine de Saraçhanebaşı Mitingi bir toplumsal sınıf olarak işçilerin Türkiye’nin 1961 ortamındaki olgunluk düzeyini sergilemesi; işçilere sürekli itidal ve sabır telkin etmeye çalışan politikacılara karşı bir cevap olması; bunu izleyen diğer işçi eylemleri, özellikle Kavel Grevi ile 24 Temmuz 1963’te 274 sayılı Sendikalar Yasası ve 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası’nın kanunlaşmasını hızlandırması açılarından önemli bir eylem oldu.

Faruk Pekin, “Saraçhanebaşı Mitingi”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul 1994, Cilt 6, s. 458