Gezi Yazıları

SON ŞANGRİ-LA: BUTAN*

Butan, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Tibet Özerk Bölgesi ile Hindistan’ın Sikkim, Assam ve Batı Bengal eyaletleri arasında yer alan küçücük bir ülke. Yüzölçümü 47 bin km². İsviçre’den biraz büyük. Yer yer İsviçre’yi, yer yer Doğu Karadeniz’i andırıyor. İsviçre Alplerine benzeyen tepeler, Doğu Karadeniz’deki gibi yeşil bir örtü, deli deli akan ırmaklar, tepenizde her daim asılı duran ufak bulut kümeleri. Birbirinden bağımsız duran, İsviçre’nin “şale”lerinden daha sevimli, güzelim boyalı ahşap evler…

1970’li yılların başına kadar dünyayla bir ilişkisi yok. Şu anda Batılılar için son Şangri-La (yaşlanılmayan ülke). Tüm nüfusu 800 bin. Nüfusun artmaması için her türlü önlemi almışlar. Değişik hastalıkları aşarak ortalama yaşam süresini 70 yıla kadar çıkarmışlar.

Benzeri bir Budizm anlayışına sahip olmalarına rağmen, 1940’lı yılların sonuna kadar Tibet’te var olan teokratik yapılanmadan farklı bir siyasal yapı var Butan’da. Ülkede sivil ve dinsel erk birbirinden ayrılmış. Ülkeyi bir halk meclisi ve bazı kurullara dayanarak bir kral yönetiyor. Yine de Ce Kenpo olarak adlandırılan başrahip önemli bir konuma sahip.

Butan’ın resmi dini Tantrik Mahayana (Büyük Araç) Budizmi. Bu yaklaşımda Drukpa Kacu Okulu’nun görüşleri etkin. Butan’ın dikdörtgen biçimli bayrağı bir köşegen ile ikiye ayrılmış. Üstteki altın sarısı üçgen laik kraliyet gücünü, alttaki portakal renkli üçgen ise Budizmi simgeliyor. Bayrağın ortasında ise Butan’ı simgeleyen bir ejderha bulunuyor. Kendi dillerinde (Dzongka) ülkelerinin adı Druk Yul yani “Gürleyen Ejderhanın Ülkesi”.

Butan’da 17. yüzyıldan itibaren inşa edilen ve dzong (cong/kale-manastır) diye adlandırılan Budacı tapınaklar hep iki bölümlü: dinsel yöneticinin bulunduğu yer, yönetim görevlisinin bulunduğu yer.

Tarihsel kalıntılara bakarsak Butan’da MÖ 1500’den beri yerleşilmiş. MS 8. yüzyılda iblislerle, kötü ruhlarla savaşmak üzere Butan’a çağrılan Guru Rinpoçe (Padmasambava) ülke insanlarına ilk kez Budacı görüşleri aşılamış. Ardından Tibet’ten gelen göçmenler Tibet’teki Budizm anlayışını Butan’a taşımış. 17. yüzyılın ilk yarısında Şabdrung Navang Namgyel (1594- 1651) adlı bir rahip-kral tarafından ülkenin birliği sağlanmış.

Uzun süren içsavaşların ardından İngiliz emperyalizmiyle tanışmışlar. Onlarla savaşıp onları duar diye adlandırılan geçitlerde durdurmuşlar (duar, İngilizce kapı, geçit anlamına gelen door kelimesinden bozma acayip bir terim). Sonunda 17 Aralık (Ulusal Gün) 1907’de Ugyen Vangçuk belli başlı kabile önderleri ve lamalar tarafından “Ejderha Kralı” adıyla Butan krallığına seçilmiş.

I. Dünya Savaşı’ndan sonra Butan içine kapanmış. 1947’de Hindistan’ın İngiltere’den bağımsızlığını elde etmesinden sonra Hindistan tarafından da bağımsızlığı tanınmış. 4. Kral Cigme Singye Vangçuk 1972’de başa geçmiş ama yaşı nedeniyle ancak 1974’te taç giymiş. Bu 1974 yılı bir anlamda turizmin de başlangıç yılı. İlk kez ülke dışından 287 konuk davet edilmiş. Onlar geliyor diye oteller yapılmış. (4. kral Vangçuk 2006 yılında yerini büyük oğlu Cigme Khesar Vangçuk’a bıraktı. Halkını parlamenter sistem için eğitmeye çalıştı. 2008’de ülkede ilk kez parlamento seçimi yapıldı ve yeni anayasa kabul edilerek meşruti sisteme geçildi. 2013’te ikinci seçim gerçekleştirildi.)

Kral Vangçuk 1988’de bir düğünde dört kızkardeş ile aynı anda evlenmiş. Kralın tek kayınvalidesi, tek kayınpederi var. Dört kraliçe ayrı evlerde oturuyor, kral da hepsinden ayrı son derece mütevazı bir evde yaşıyor. Kral toplam beş prenses ile beş prensin babası.

Butan’da kişi başına düşen gayrisafi milli hâsıla (GNP) oldukça düşük. Ancak Butan’ın halk tarafından sevilen 4. Kralı “GNP-Gross National Product önemli değildir, önemli olan Gross National Happiness’tır (Gayrisafi Ulusal Mutluluk)” diyor.

4. Kral çevreci. Çevrenin, özellikle ormanların korunmasına büyük önem veriyor. Butan halkına kendine güvenmeyi, ulusal kimliklerini korumayı aşılıyor. Bu nedenle erkekler go, kadınlar kira adlı geleneksel giysiler içinde geziyor. Yeni yapılan evler bile ahşap kaplanıp, bitkisel, geometrik motiflerle, svastika (Budizmde uğur getiren simge, gamalı haç) ya da Budizmin sekiz uğurlu simgesi ile süsleniyor.

Butan’da karayolları çok sınırlı. Ülkenin tek karayolu ulaşımı güneyden, Hindistan’dan. İlk havaalanı 1983’te açılıyor, 1990’da büyütülüyor. Havaalanı bir pist uzunluğuna sahip olabilen tek vadi Paro’da. 1200 metrelik piste yeni alınan iki adet yetmiş iki kişilik İngiliz jetleri iniyor. Butan başlangıçta turist sayısını ve günlük harcamayı sınırlıyor. 1975’te günde 130 ABD doları harcama zorunluluğu ile iki yüz turiste izin veriliyor. Daha sonra bu rakam yılda 6 bine kadar çıkarıldı.

Şu anda ulusal havayolu Druk Air’in Paro’dan Katmandu, Bangkok, Yeni Delhi seferleri var. Özellikle Katmandu-Paro arasında uçakla giderken, beyaz bulutların üzerinde yükselen Himalayalar’ı, değişik zirveleri, Lantang’ı (7.234 m), Gori Şankarı (7.134 m), Lotse’yi (8.516 m), Everest’i (8.850 m, Çomolungma, Sagarmata, Yerin Anatanrıçası) ve Kançencunga’yı (8.536m) seyretmek büyük bir keyif.

Butan’ın takas ekonomisini bırakıp para sistemine geçmesi neredeyse 40 yıllık bir olay. Buna karşılık pulculukta dünyanın önde gelen ülkeleri arasında. Butan’ın ulusal ağacı selvi, ulusal hayvanı takin (Butan’a özgü keçi başlı, inek vücutlu bir yaratık), ulusal sporu okçuluk.

Butan, beşyüz yıllık geleneği olan demir köprüleri ve her evin tepesinde ve doğada görebileceğiniz, bir kısmı ince uzun dua bayraklarıyla ünlü. Butan’da iki dinsel kişi çok önemli: Biri Budizm’i Butan’a taşıyan Guru Rinpoçe ki, her yerde heykeli ya da resmi var, diğeri Lama Drukpa Kunley.

Lama Kunley, diğer adıyla Kaçık Kutsal Kişi 1455-1529 yılları arasında yaşamış. Aykırı örneklerle insanların ilgisini çekerek Budizmi öğretmeye çalışmış. Bir keresinde şöyle diyor: “Ben ancak bana uyan Lamalara inanırım, öğretiyi kendime göre anlarım, benim meditasyon pratiğim kızlar ve şaraptır…” Bir keresinde boyun etrafına geçirilmesi gerekli kutsal eşarbı kendisine verdiklerinde penisi etrafına bağlamış. Belki de bu nedenledir ki Butan’da çok sayıda evin dış yüzü kötü ruhları kovucu özelliği olduğuna
inanılan uçuşan falluslarla süslü. Bazıları kurdeleli. Bu süsleme dünyada yalnızca Butan’a özgü.

Butan festivallerinde sirkteki palyaçolar gibi ortada gezinip, izleyicileri hareketlendiren sahne görevlileri atsara’ların ellerinde tuttukları çomaklar da fallus biçimli. Lama Kunley ayrıca hep köpeklerle dolaşırmış. Bu nedenle Butan’da ve Tibet’te köpekler kutsal.

Butan’da özellikle havalimanının yer aldığı Paro, başkent Timpu, Punaka, Vangdi mutlaka gezilecek yerler arasında olmalı. Ayrıca Vahşi Doğu’ya, Traşigang’a, Pobcika Vadisi’ne gidilebilir, kuzey bölgelerinde “trekking” yapılabilir. Paro Vadisi yakınlarındaki, vadiden 900 metre yükseklikteki Sümela Manastırı benzeri Takstang Manastırı’na yapılacak bir tırmanış unutulmaz izler bırakabilir. Butan’ın müthiş renkli festivallerini izlemek ise apayrı bir deney.

Paro’da bulunan ve muhteşem Paro Dzong’una ait gözetleme kulesinde yer alan Ulusal Müze Butan’ın tarih öncesine ait önemli kalıntılarla, simgesel çizimler olan mandala örneklerini barındırıyor. Bu müzede ayrıca bir kısmı ipekten çok güzel bir pul koleksiyonu var.

Butan’da en çok göreceğiniz “Dört Arkadaş” konulu bir resim. Dayanışmayı, takım arkadaşlığını, güçbirliğini işliyor. Bir fil, bir maymun, bir tavuskuşu, bir tavşanın öyküsü. Tavuskuşu bir tohum bulur ve onu eker. Tavşan sular, maymun gübreler, fil korur. Sonunda çok yüksek bir ağaç ve o yükseklikte meyveler oluşur. Meyveleri elde etmek için bir yükselti oluştururlar: En altta fil, üzerinde maymun, onun omzunda tavşan, onun sırtında da tavuskuşu. Böylece meyvelere ortaklaşa sahip olurlar.

Paro’ya 14 km uzaklıkta bulunan ve 1951’de kısmen yanan Drukgyel Manastırı gezisi de son derece ilginç. Drukgyel Dzong 1914 yılında National Geographic dergisinin kapağını süslemiş.

Butan festivalleri çok renkli. Bu festivaller (seçu) Çin ve Tibet etkili Butan takvimine göre saptanıp ilan ediliyor. Butan takvimi de ilginç. Astrologlar bazen sevmedikleri ve kötü olacağını varsaydıkları günleri takvimden atıyor, bazen de iyi günler ekliyorlar. Festivaller dzong avlularında çok sayıda izleyicinin katılımı ile gerçekleştiriliyor. Dans edenler genellikle rahipler, bazen de halktan kişiler katılıyor.

Butan yeşil bir huzur ülkesi, dünyanın mutlu insanlar ülkesi. Belki de son Şangri-la.

* “Son Shangri-La: Butan”, BÜMED Boğaziçi Dergisi, Kasım 2001, s. 78-80.